Gulseda Hak Yolunun Yolcusu
Gulseda Hak Yolunun Yolcusu Sitesine Hoşgeldiniz.
Lütfen Üye Değilseniz Üye Olun.
Üye İseniz Giriş Yaparak Devam Ediniz.


Hoşgeldin; Misafir !
Ölüm Bize Gelecek.Ya Yatakta Ya da Apaçi İle. Ben Apaçi'yi Tercih Ediyorum..
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AHZAB 59 cilbab...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hüseyni
Genel Mod
Genel Mod
avatar

Mesaj Sayısı : 94
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 18/08/09

MesajKonu: AHZAB 59 cilbab...   Salı Ağus. 25, 2009 3:17 pm

Ahzab Suresi 59. Ayet-i Kerimesinde geçen “cilbab” nedir?
Tefsirlere ve Arapça sözcüklere baktığımızda, "cilbab" için şu değişik tanımların yapılmış olduğunu görürüz: Milhafe yani çarsaf, vücudu baştan ayağa kadar örten bir örtü; mikna'a, yani peçe, başörtünün üzerinden örtülen rida; kadının elbisesinin ve başörtüsünün üzerinden büründüğü çarsaf. (Bu tanımlar "cilbâb" kelimesinin pek çok tefsirden çıkarılan tarifinin özetidir.)

Görüleceği gibi bu tanımlarda genellikle belirlenen ortak özellik "cilbab"ın giyilenden çok, bürünülen ve normal giysinin üzerine örtülen bir örtü olduğudur.

Cilbabın giyiniş şekli:

Müfessirler, bize cilbab'ın nasıl giyildiğini ve uygulama biçimini de anlatırlar. Meselâ:

İbnü'1-Cevzî: “Başlarını ve yüzlerini örterler.” Demiştir.

Ebû Hayyân: “Ahzab Suresi 59. ayet-i kerimede geçen ‘cilbablarını üzerlerine örtsünler.’ ifadesi, bütün bedenin örtülmesini anlatır. ‘Üzerlerine’ ifadesiyle de yüzlerini örtmeleri kastedilmiştir. Çünkü cahiliyye döneminde kadınların açık olan yerleri yüzleri idi.” Demiştir.

Ebu's-Suud: “Kadın cilbabı başına atar ve kenarını da göğsüne sarkıtır. Bu âyet; kadınlar herhangi bir sebeple dışarı çıkarlarsa, yüzlerini ve bedenlerini örterler anlamına gelir.” Demiştir.

Süddî: “Bir gözleri hariç, bütün yüzlerini kapatırlar.” Demiştir.

İbn Kuddâme: “Cilbab giyilmeyerek entari üzerinden kuşanılır.” Demiştir.

İbn Abbas: “Kadınlar, hür olduklarının bilinmesi için tek gözleri hariç, başlarını ve yüzlerini örterler.” Demiştir.

İbn Sîrîn diyor ki: “Ubeyde es-Sem'ânî'ye cilbabın nasıl örtüldüğünü sordum. Bir çarsaf alıp kuşandı. Başının tamamını kaşlarına kadar örttü. Sol gözünü açık bırakarak yüzünü de örttü: (İşte cilbab böyle kuşanılır demiş oldu.) (bk. Zâdü'l-Mesîr 5 / 250; Ebu's-Suûd 6 / 81; İbn Kuddâme, el-Muğnî 1 /602; Ebû Hayyân, el-Bahru'l-Muhît 5 / 250; Sabûnî, Ravâiu’l-Beyan 2 / 283, 381)

Elmalılı Hamdi Yazır Ahzab Suresi 59. âyet-i kerimede geçen: "cilbablarını sarkıtsınlar, yaklaştırsınlar" ifadesini anlattıktan sonra şunları ekler:

"Bu açıklamada da iki şekil vardır:
Birisi, kaşlarına kadar başlarını örttükten sonra, büküp yüzünü de örtmek ve sadece tek bir gözünü açık bırakmak. (Bizler yetiştiğimiz zaman validelerimizin tesettür tarzı bu idi.)

İkincisi de, alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerinin ikisi de açık kalsa bile, yüzünün ekserisini ve göğsü tamamen örtmüş bulunmakdır. (1310'da Istanbul'a geldiğim zaman, Istanbul hanımlarının, bir peçe eklemek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları da bu idi.” ) (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dinî Kur’an Dili 6 / 351)

Cilbabda renk önemli midir?
Ümmü Seleme validemiz şöyle demiştir: "Cilbab âyeti nazil olduğu zaman, Ensâr kadınları siyah çarşaflara büründüklerinden ötürü, başlarında siyah kargalar varmış gibi çıktılar." (Cessâs, Ahkâmü'l-Kur'ân 1 / 372; Sabûnî 2 /382)

Demek başta ezvac-ı tahirat ve Peygamberimizin kızları olmak üzere sahabe-i kiramın hanımları siyah çarşaf giymişler ve uygulama ekseriyetle günümüze kadar “siyah çarşaf” şeklinde gelmiştir. Cilbabın verdiğimiz tariflerinden de anlaşılacağı gibi, cilbabın asıl görevi kadının zînetlerini örtmesi ve dışarıda kadının çekiciliğini azaltmasıdır; bunu ise siyah renk daha iyi temin eder. Müfessir Alûsî şöyle der:

"Sonra bilesiniz ki, bana göre günümüzde ileri düzeyde (müreffeh) hayat süren bir çok kadının, evlerinden çıkarken, üst elbise olarak giydikleri şeyler, cilbab olamayacakları gibi, gösterilmesi yasaklanan zînetler türündendir. Çünkü bunlar nakışlı, desenli ve göz alıcı giysilerdir. Bana göre erkeklerin, kadınlarına dışarıya bu şekilde çıkma izni vermeleri, bundan hoşlanmaları ve kadınlarının yabancı erkekler arasında bu şekilde dolaşmaları gayret azlığındandır. Bu, yaygın bir musibet halini almıştır. Böyle yaygın musibet haline gelen şeylerden biri de, kadınların, kayınbiraderlerinden sakınmamaları, kocalarının da buna aldırmamaları, hattâ çoğu zaman da bunu bizzat kendilerinin emretmeleridir. Bütün bunlar ALLAH ve Resûlü'nün müsaade etmediği şeylerdir. Lâhavle ve-lâ kuvvete illâ billah..." (Alûsî, 17 / 146)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
AHZAB 59 cilbab...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gulseda Hak Yolunun Yolcusu :: İslami Konular :: Tefsir-
Buraya geçin: